İzleyiciler

5 Eylül 2010 Pazar

3 Eylül 2010 Cuma

şu arkadaş mı sevgilimi geyiğine ben hep sevgili diye cevap veriyorum. lisedeyken arkadaşlarım hep kızardı bana niye sevgiliyi seçiyorsun o gidici biz kalıcıyız vıdı vıdı.. bok kalıcısınız lan kim kaldı şimdi sizden geriye. ha o zamanki sevgililer de kalmadı ama beynimde sizden daha çok yer ettiler. hala da aynı fikirdeyim. sevgiliyi seçerim arkadaş ben. niye mi? e çünkü günün birinde o sevgili dediğim insan eşim olacak yuvam olacak ailem olacak ha olmasa bile oradaki paylaşımı ben arkadaşımla yapamam ki yapsam sevgilim olur zaten.. hadi onu da geçtim sevgili dediğin şey senin yarın oluyor hatta bazen tamamen sen oluyor yada sen o oluyorsun. arkadaş ise apayrı bir insan. derdi tasası işi gücü ayrı oluyor. sevgiliysen temiz işte net birsiniz. derdi de tasası da işi de gücü de bir. ha sonra arkadaşın sevgilisi olur gider takılır garip garip davranır. e bana laf ediyodun şimdi sen ne bok yiyosun be insan! demek gelir içinden ama demezsin zaten alınmazsın buna ama kafasına da kakasın gelir inceden...

şükür ki öyle arkadaşlarla bunu tartışacak kadar samimi değilim, tartışabilecek kadar samimi olduklarım da benim gibi. ama bazen herkesin işi gücü cidden çok yoğun oluyor ya o zamanlar bir sevgili istiyor insan...ne bileyim ben istiyorum en azından. başkasını bilemiyorum..

31 Ağustos 2010 Salı

future me

bu gün geçmişten bir mail aldım. evet evet geçmişten kendi ellerimle yazmıştım geçen sene. okurken tüm duygularım alt üst oldu. çok mu önemli şeyler yazmışım hayır. sanrım beni etkileyen şeyler safça hayallerim, 1 sene içinde yaşadığım ilişkiler, ve en çok da kendi kendime söylediğim sözler. hani olur ya bilim kurgu filmlerinde 3 boyutlu olarak karşınıza bir anda gelecekteki haliniz çıkar. konuşur sizinle. aynen öyleydi.. biraz meraklı biraz kırgın biraz umutlu..

çok az değişmişim o günden bu güne..

tekrar yazdım gelecekteki bene.. yine meraklı kırgın ve birazda umutluyum...

isteyene : http://www.futureme.org/index.php

13 Ağustos 2010 Cuma

otostopçunun galaksi rehberi

+ : biliyor musun aslında bu çok şeyi açıklıyor. hayatım boyunca dünyada büyük ve çok kötü bir şeylerin olduğunu hissettim.

- : hayır, o tamamen normal bir paranoya. bundan evrendeki herkeste var. belki artık yaşlı ve yorgunum ama bence aslında neler olduğunu öğrenme şansı o kadar uzak ki yapabileceğimiz tek şey topla kendini demek ve bir şeylerle meşgul olmak.. haklı olmaktansa mutlu olmayı tercih ederim..

+ : peki haklı mısın?

- : aouu hayır.. zaten bütün sorun da burada başlıyor...

1 Ağustos 2010 Pazar

çok yönlü olmak mı iyidir yoksa tek bir yönde mükemmel olmak mı?

ben hiç bir zaman tek yönlü olamadım bazen bunu çok istedim o yönümle en başarılı ben olmak istedim ama diğer yönlerim buna izin vermedi. insan kapasitesini hangi yönüne aktaracağına nasıl karar verebilir ki?

of çok kararsızım.. karar alınacak bir durum yok aslında ortada ama görüş olarak çok garipsedim şimdi bu durumu... tam şu anda içimdeki bütün yönler basbas bağırıyor. bir yandan çok iyi bir çizer olmayı bir yandan müzikte gelişmeyi bir yandan yazmayı bir yandan fotoğraf çekmeyi bir yandan film izleyip video çekmeyi bir yandan da iyi bir mühendis olmayı istiyorum.

ah ne yapacağım hiç bilmiyorum...

22 Temmuz 2010 Perşembe

küçük notlar

ah çok karışık bir post olacak bu.uzun zamandır yazmıyordum ve aklımda pek çok şey birikti odamın içi küçük küçük kağıtlarla doldu. bu karışık halden dolayı özür dileyip sözlerime başlıyorum...

hayat çok acayip değil mi? çok değişik tesadüflere izin veriyor. çok değerli sandıklarımızı bir anda çıkartabiliyoruz hayatımızdan yada hiç tanımadıklarımız bir bakmışız vazgeçilmezlerimizden olmuş...

sürekli bir değişim halindeyim her an yeni bir adım atıyorum kendi adıma. büyüdüğümü çok da geriye abkmadan da anlayabiliyorum. ama hala bu günümü pek yaşayamıyorum.büyüdüğümü geriye bakmadan anlayamıyorum..

hani kendime çeki düzen vericem demiştim ya evet verdim veriyorum. o günlerde çok ders aldım hatalarımdan, şimdi daha iyi bir insanım. ama sanki hala biraz daha yolum var gibi ha ne dersin? hala kaşlarım çatık geziyorum etrafta bu da bir şeylerin ters gittiğini gösterir değil mi? elbet bulunur ve çözülür o sorun.

beyaz atlı prensi aramaya son verdim. hem masallarda da öyle değil midir? siz hiç gördünüz mü bir prensesin prensini aramaya çıktığını? bir şekilde gelip beni bulacak bunu bilmek de güzel ve her ne kadar beceremesem de artık kafamdan o bulunmamış kişiyi uzaklaştırıcam.

ruhsal bunalımdan uzağım ama bu aralar fazla duygusalım. ota boka ağlar hale geldim. anılar sürekli gözümün önünden geçiyor, büyüdüğümü görüyorum. hop hop!! yazının başına döndük.

ay ay yine genç kız günlüğü gibi oldu değil mi sevgili okur? aman be okur varsın olsun...

yazı çorak bir bölgede geçirmek pek zevk vermiyor insana hele ki yalnızsa.. ha ha çok acındırdım kendimi.

magnum silah ucu olan bir kolye ucu buldum nasıl mesudum bilemezsiniz ^^ işte şuna benziyor.



genç insanlara yada çocuklara bakıp yaşlandıklarında neye benzeyeceklerini çözmeye çalışmayı ve kısa bir anlığına da olsa o hallerini yüzlerinde görmeyi seviyorum...

önümdeki 20-25 seneyi kaçırmadan yaşamak istiyorum. doya doya dolu dolu. her anından yaşam fışkırmasını, geri dönüp baktığımda şu da olsaymış dememeliyim. haydi bakalım al sana 25 senelik bir yaşam amacı :)

roland... bir avuç kumun elimden kayıp rüzgara karışması gibisin... taneciklerin elimden kayma hissi yüzüme tebessümü yerleştirirken her sayfa da içim burkuluyor biteceksin diye. çünkü biliyorum son sayfa senin sonun olacak... ah roland ah giland' lı roland...

12 Temmuz 2010 Pazartesi

yine kafamda bin tilki bin tilki... yetişemiyorum artık hiçbirine bin tilki bin tilki... sürekli ertelenen tilkiler içimde kalan -daha doğrusu patlayan- istekler hevesler tutkular... yine bir memnuniyetsizlik ve memnun olmak için atılmayan milyonlarca adım...

bin tilki bin tilki bırakın artık kafamda sinsice dolaşmayı...

8 Temmuz 2010 Perşembe

güneş ışığı süzülür hafif dumanlı odanın içine..sen sırtüstü yatmışsın ben yüzüstü yüzüm sana dönük beyaz çarşaf çıplak bedenlerimizin sadece beline kadarını örtüyor.. sanırım ilk sen uyanıyorsun bakıp gülümsüyorsun izliyorsun bir süreliğine beni. sonra pencereye dönüp bir sigara yakıyorsun. uyanıyorum bir anlığına sonra arkamı dönüp devam ediyorum uykuma. sigaranı bitirdikten sonra tekrar yatıyorsun yanıma sarılıyorsun bana. kokunu içime çekip gülümsüyorum..sigara sen ben ve birazda ter kokuyorsun.. seviyorum bu karışımı..öpüyorsun kafamdan ve tekrar uykuya dalıyoruz...

evet bana ilk kez bir kadınla uyanmak çok başkaymış dediğinde bir saniye içinde bunlar canlandı kafamda sonra iç çekip bunların hiç olmayacağını düşündüm en azından seninle. ama yalan söylemeyeyim içim gitmedi değil bu hayale.. seni deli gibi özlemiştim ama sanırım kafamda seni çok çok abarttım çok çok mükemmelleştirdim ve sen karşıma eski sen gibi çıkınca kırıldım. sanırım karşılaşmayı beklediğim kişi bıraktığım yada bıraktığımın üstüne bir şeyler eklemiş biri olmasıydı ama bulduğum benden önceki halindi..

evet taktım senin diğer kızların gibi olmak istemiyorum. öyle değilsin diyorsun biliyorum olmadığımı ama bana hala onlar gibi davranıyorsun.yanındayken kendimi bir süs köpeği ve bir fahişe gibi hissediyorum..

denemeye de değmez çok düşündüm seni beni bizi hiç.. her koşulda sonunda bir hiç kalacak.. neden yıpratalım ki birbirimizi..

dedin ya söz diye. her ne içinse o söz bana söz verme. ne istersen yap eğer yıllar sonra her şeye karşı hevesin bittiğinde hala ben varsam aklında ozaman gel. hem ben senden söz isteyemem ki ben bile o sözü sana veremeyecekken senden nasıl isteye bilirim ki.. söz veremem sana seni bekleyeceğime dair. sende verme. çünkü biliyorum ki tutmayacaksın biliyorum ki bende tutmayacağım o sözü..

sanırım ara ara aklıma gelmende bir sakınca yok hep bir parçam olmanda.. biliyorum ki senin bir parçanda benim bunu bilmek bile yetiyor bana

hani sen söyleyemezsin ya duygularını ben biliyorum ki onları ondan gitmiyorum üstüne bilmediğimden değil istemediğimden kaçıyorum senden..

kaçmak da değil asında korkmak...seni sevmekten tekrar aşık olmaktan korkmak...bir kez daha parçalanmaktan korkmak..her kendimi zoraki bulduğumda tekrar kaybolmaktan korkmak..

ve biliyorum ki anlıyorsun beni..kızma kendine ben sana kızgın değilim çünkü yada acıma kendine. acıyorum sana ama sen bunu yapma..

neyse sevgilim belki gelecekte yine kalplerimiz kesişir.. o güne kadar kendine iyi bak. ha her istediğinde ben yanında olacağım yeter ki gerçek senle geç karşıma özünle gel bana. senden tek isteğim o içindeki gerçek seni bul ve diğerlerini sustur ona sahip çık olur mu sevgilim

seni seviyorum...

26 Haziran 2010 Cumartesi

bu bir tesadüf müdür kader midir bilemiyorum ama hayatımdaki tüm önemli olaylar ayın 20si ile 27si arasında olmakta...
aklımdaki şeyler aklımda kalsa daha iyi olacak sanırım :)

25 Haziran 2010 Cuma

..

bazen bazen öyle kötü hissettiriyor ki bazı insanlar. belki masumca belki değil ama sonuç aynı oluyor. bir yandan filizlenmeye bırakıyorlar içimizdeki tohumları bir yandan onları söküp atıyorlar...
ve siz kendi başınıza kalıyorsunuz "nasıl, ne oluyor, şimdi ne yapacağım, ne yapmalıyım" gibisinden sorular...
aslında içinizden bir ses de saçmalama kendine gel, kime ne oldu, kimse hiçbir şey yapmadı dese de içinizdekiler değişmemekte...
sanırım özledim deli gibi özledim...

28 Mayıs 2010 Cuma

anlamsız

çok acayip insanlar var gerçekten hayatta. o kadar farklı renkleri var ki ruhlarının o kadar değişkenler ki yetişmek imkansız. şansımı denedim kendi içimde ilerleme de kaydettim o çukurdan çıkmak için adımlar attım gerçekten. denemek bir derece iyi geliyormuş en azından artık umutsuzluk yok hayatımda en azından hala bende bir şeylerin hala var olduğunu gördüm. bazı şeylere hala bir şeyler hissede biliyormuşum. en azından artık tek bir kişiye takıntılı değilim. içimde bazı yerler düğümlendi bazı yerlerse çözüldü. artılarım eksilerimden daha çok ve mühim olanı da bu. aklımda söyleyecek çok şey var ama toparlayamıyorum..gerçekten bazı insanlar anlamsız. inan bana okur gerçekten anlamsız..

12 Mayıs 2010 Çarşamba

son deneme

takıntılıyım evet pek çok şeye gereğinden fazla takan bir insanım. kitaplara, şarkılara, insanların davranışlarına... insanları değerlendirerek doğru yolu bulmaya çalışan biriyim. ama bu sefer ben kayboldum hemde öyle bir kayboldum ki az daha karanlıkta boğuluyordum. insanları içimden değerlendirerek onları eleştirerek iyi bir şey yaptığımı sanırdım. evet tabi ki bir derece iyileştirdi ama sonrasında kaybettim kendimi çok büyük gördüm küçümsemeye başladım olmamalıydı ama oldu. kendim olmaktan çıktım başka birine dönüştüm, eleştirdiğim değerlendirdiğim ve küçük gördüğüm insanlardan biri de ben oldum. farkındalık tabi ki güzel bir şey ama bütün farkındalığıma rağmen yine devam yine aynı yol yine aynı bok. çevremdekilere zarar vermekten başka yaptığım bir şey yok düzeleceğim düzeleceğimi biliyorum.. peki her şey birbirine mi bağlı tüm mantığım evet dese de sanırım yine bildiğimi okuyup aynı boku bir kez daha yapacağım. her şey için şimdiden özür dilerim... sadece sol omuzdaki ışığı görebilmek için her şey.. son bir deneme.. daha sonrasında uzun bir suskunluğa ihtiyacım var.. sana değil bu şans kendime sadece kendime. son bir şans ya yakala ve bitir bu sonu olmayan sorunlarını yada bırak dinlendir ruhunu...

23 Nisan 2010 Cuma

23 nisan

bugün 23 nisan neşe doluyor insan. hah ne neşe ama ne gün...geçmişi anımsadı..gülüyordu arkadaşlarıyla güzel bir gündü ta ki onu görene kadar.gitmeli miydi yanına, yoksa kalmalı mıydı? o kararını verdi ve gitmedi.. Dur dur sakın gitme lütfen yalvarırım..gitsemde birşey değişmicek hiç bir şey olmayacak. haklıydı.. Sadece birbirimize rol yapıcaz. Yine haklıydı.. eve giderken düşündü çokça ağlamak istedi ağlayamadı. sadece çok kötü hissetti..sinirliydi ama neye karşı bunu kendisi bile bilmiyordu, sadece sinirliydi. elleri hala titriyordu. kendisini bir nokta gibi hissediyordu "." keşkeler arka arkaya geliyor sürekli birbirlerini çürütüyorlardı. Keşke onu sevmeseydim(onu sevmeyi seviyorum) ( saçma acı çekiyorsun işte) , keşke hiç görmeseydim (ne fark eder ki başka bir yerde başka bir zamanda yine görecektin) , keşke evden çıkmasaydım... hiç bir şey değişmeyecekti hiç bir şey ve bunun bilincindeydi...

13 Nisan 2010 Salı

roland

önce gülümsemeler gelir, ardından yalanlar, ve sonunda silahlar...

14 Mart 2010 Pazar

koş

insana koşma isteği veriyor...

http://www.youtube.com/watch?v=0xGoR23Wouk

12 Mart 2010 Cuma

Onu üzüldüğünü bile bile üzmeye devam ediyordu ve bunu yaparken hiçbir şey hissetmiyordu. Belki hissediyordu ama bu his o kadar zayıftı ki bunu algılayamıyordu... İyi olan şeylerde vardı: Artık sorununu biliyordu. Çözümünü bilmese de en azından artık sorununu biliyordu ve bu ona yetiyordu...Kalktı. Ağır ağır yürümeye başladı. Gökyüzüne baktı ve gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı. Rahatlamıştı. Kahkaha atarak koşmaya başladı. Koştu, koştu, koştu ve sonunda atladı... Uçuyordu özgürdü artık... Havadayken karnına bir şeyler oturdu ve bir anda tüm bedeni buz kesildi. Gölün buz gibi suyuna kendini bıraktı...

yalnızdı yine...her zaman olduğu gibi...

"neden?"

*not2:

marifet dilde mi yoksa duyguda mı? bence duyguda...

??

Bakmakla görmek arasındaki farkı hepimiz biliriz. Peki ya bakmakla seyretmek arasındaki fark nedir?

---Bu arada mutlu olduğum şeyleri yazdıktan sonra daha da mutlu oldum. En azından artık mutsuz değilim...--

*not1:

Bundan sonra küçük kağıtlara yeni yaşadıklarımdan mutlu olduğum ama gerçekten mutlu olduğum şeyleri not edeceğim... Kim bilir belkide sandığım kadar mutsuz değilimdir yada mutlu olmaya değecek şeyler vardır şu an ki hayatımda...