İzleyiciler

26 Haziran 2010 Cumartesi

bu bir tesadüf müdür kader midir bilemiyorum ama hayatımdaki tüm önemli olaylar ayın 20si ile 27si arasında olmakta...
aklımdaki şeyler aklımda kalsa daha iyi olacak sanırım :)

25 Haziran 2010 Cuma

..

bazen bazen öyle kötü hissettiriyor ki bazı insanlar. belki masumca belki değil ama sonuç aynı oluyor. bir yandan filizlenmeye bırakıyorlar içimizdeki tohumları bir yandan onları söküp atıyorlar...
ve siz kendi başınıza kalıyorsunuz "nasıl, ne oluyor, şimdi ne yapacağım, ne yapmalıyım" gibisinden sorular...
aslında içinizden bir ses de saçmalama kendine gel, kime ne oldu, kimse hiçbir şey yapmadı dese de içinizdekiler değişmemekte...
sanırım özledim deli gibi özledim...

28 Mayıs 2010 Cuma

anlamsız

çok acayip insanlar var gerçekten hayatta. o kadar farklı renkleri var ki ruhlarının o kadar değişkenler ki yetişmek imkansız. şansımı denedim kendi içimde ilerleme de kaydettim o çukurdan çıkmak için adımlar attım gerçekten. denemek bir derece iyi geliyormuş en azından artık umutsuzluk yok hayatımda en azından hala bende bir şeylerin hala var olduğunu gördüm. bazı şeylere hala bir şeyler hissede biliyormuşum. en azından artık tek bir kişiye takıntılı değilim. içimde bazı yerler düğümlendi bazı yerlerse çözüldü. artılarım eksilerimden daha çok ve mühim olanı da bu. aklımda söyleyecek çok şey var ama toparlayamıyorum..gerçekten bazı insanlar anlamsız. inan bana okur gerçekten anlamsız..

12 Mayıs 2010 Çarşamba

son deneme

takıntılıyım evet pek çok şeye gereğinden fazla takan bir insanım. kitaplara, şarkılara, insanların davranışlarına... insanları değerlendirerek doğru yolu bulmaya çalışan biriyim. ama bu sefer ben kayboldum hemde öyle bir kayboldum ki az daha karanlıkta boğuluyordum. insanları içimden değerlendirerek onları eleştirerek iyi bir şey yaptığımı sanırdım. evet tabi ki bir derece iyileştirdi ama sonrasında kaybettim kendimi çok büyük gördüm küçümsemeye başladım olmamalıydı ama oldu. kendim olmaktan çıktım başka birine dönüştüm, eleştirdiğim değerlendirdiğim ve küçük gördüğüm insanlardan biri de ben oldum. farkındalık tabi ki güzel bir şey ama bütün farkındalığıma rağmen yine devam yine aynı yol yine aynı bok. çevremdekilere zarar vermekten başka yaptığım bir şey yok düzeleceğim düzeleceğimi biliyorum.. peki her şey birbirine mi bağlı tüm mantığım evet dese de sanırım yine bildiğimi okuyup aynı boku bir kez daha yapacağım. her şey için şimdiden özür dilerim... sadece sol omuzdaki ışığı görebilmek için her şey.. son bir deneme.. daha sonrasında uzun bir suskunluğa ihtiyacım var.. sana değil bu şans kendime sadece kendime. son bir şans ya yakala ve bitir bu sonu olmayan sorunlarını yada bırak dinlendir ruhunu...

23 Nisan 2010 Cuma

23 nisan

bugün 23 nisan neşe doluyor insan. hah ne neşe ama ne gün...geçmişi anımsadı..gülüyordu arkadaşlarıyla güzel bir gündü ta ki onu görene kadar.gitmeli miydi yanına, yoksa kalmalı mıydı? o kararını verdi ve gitmedi.. Dur dur sakın gitme lütfen yalvarırım..gitsemde birşey değişmicek hiç bir şey olmayacak. haklıydı.. Sadece birbirimize rol yapıcaz. Yine haklıydı.. eve giderken düşündü çokça ağlamak istedi ağlayamadı. sadece çok kötü hissetti..sinirliydi ama neye karşı bunu kendisi bile bilmiyordu, sadece sinirliydi. elleri hala titriyordu. kendisini bir nokta gibi hissediyordu "." keşkeler arka arkaya geliyor sürekli birbirlerini çürütüyorlardı. Keşke onu sevmeseydim(onu sevmeyi seviyorum) ( saçma acı çekiyorsun işte) , keşke hiç görmeseydim (ne fark eder ki başka bir yerde başka bir zamanda yine görecektin) , keşke evden çıkmasaydım... hiç bir şey değişmeyecekti hiç bir şey ve bunun bilincindeydi...

13 Nisan 2010 Salı

roland

önce gülümsemeler gelir, ardından yalanlar, ve sonunda silahlar...

14 Mart 2010 Pazar

koş

insana koşma isteği veriyor...

http://www.youtube.com/watch?v=0xGoR23Wouk

12 Mart 2010 Cuma

Onu üzüldüğünü bile bile üzmeye devam ediyordu ve bunu yaparken hiçbir şey hissetmiyordu. Belki hissediyordu ama bu his o kadar zayıftı ki bunu algılayamıyordu... İyi olan şeylerde vardı: Artık sorununu biliyordu. Çözümünü bilmese de en azından artık sorununu biliyordu ve bu ona yetiyordu...Kalktı. Ağır ağır yürümeye başladı. Gökyüzüne baktı ve gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı. Rahatlamıştı. Kahkaha atarak koşmaya başladı. Koştu, koştu, koştu ve sonunda atladı... Uçuyordu özgürdü artık... Havadayken karnına bir şeyler oturdu ve bir anda tüm bedeni buz kesildi. Gölün buz gibi suyuna kendini bıraktı...

yalnızdı yine...her zaman olduğu gibi...

"neden?"

*not2:

marifet dilde mi yoksa duyguda mı? bence duyguda...

??

Bakmakla görmek arasındaki farkı hepimiz biliriz. Peki ya bakmakla seyretmek arasındaki fark nedir?

---Bu arada mutlu olduğum şeyleri yazdıktan sonra daha da mutlu oldum. En azından artık mutsuz değilim...--

*not1:

Bundan sonra küçük kağıtlara yeni yaşadıklarımdan mutlu olduğum ama gerçekten mutlu olduğum şeyleri not edeceğim... Kim bilir belkide sandığım kadar mutsuz değilimdir yada mutlu olmaya değecek şeyler vardır şu an ki hayatımda...

25 Aralık 2009 Cuma

..

hiç mi kimse yok şu hayatta tek biri bile mi? ne olur biri bana çıksın var desin hala iyi olan şeyler var desin ama gerçekten iyi olsun iyiymiş gibi yapıp arka yüzü kötü olmasın ucundan kıyısından pislik akmasın. yok değil mi...

18 Aralık 2009 Cuma

karmakarışık bir hayatta gülümsemeye çalışmak... inan ki zor...

19 Kasım 2009 Perşembe

Yaşam ve yaşamın getirdikleri umurunda olmasın..! Hayat ne kadar sürüklerse seni, ne kadar acı bir yaşam sunduysa bil ki o kadar değerlisin..! İnsanlarda en değer verdiklerine acı vermez mi hep? En sevdiklerimizden acı görmez miyiz, en büyük darbeyi... Ufacık bir gülüşe neler sığdırmayız ki... Neler vardır saçma sapan hatıra sayfalarında... Nelere değer vermişizdir kocaman dünyada küçücük çapımızla... Gözümüzde acı diye büyüttüklerimiz ufak bir ders olarak terk etmedi mi bizi?.. Unutma; hayat vermez, biz alırız..! yalnızlık yoktur yalnızlığı tercih etmek vardır...Sen, olmak istediğin anda varsındır... Gece yoktur, her gece günün ilk adımlarıdır... İstediklerini değil inandıklarını yaşarsın...

18 Kasım 2009 Çarşamba

insan birisini sevmek isteyipte sevemezse ne olur kırmak istememek çok mu aptalcadır bişeyleri durduramamak durduramamayı bırak o şeyle akıp gitmek sonra kendini suçlu hissetmek ve bunu karşı tarafa açıklayamamak...ama aslında sıkılmak?? büyümek mi sanmam... çocukluk mu hayır onuda sanmıyorum... ne yapmalı ne etmeli nasıl çözmeli bunu...


birde dün 2 aylık kitap açlığımı doyurmak için otostopçuyu aldım 5 i bir yerde adamlar yapmış yahu ansiklopedi kıvamında. kitaba da çok uyan bir biçimde basmışlar. tebrik etmek istedim ama ilk sayfaları okuyunca geç kaldığımı anladım ne yazık ki yazar ölmüş... bir çok bölümü çok boş gelsede içinde gerçekten çok güzel sözler barındırıyor.. alın okuyun tavsiye ederim..

8 Kasım 2009 Pazar

++: sevdiceğin kucağında uyuya kalınır. normal bir andır. adam sevgilisinin nefes alışverişini dinleyerek bir yandan kitabını okur, bir yandan sigarasını tüttürür. ev halidir... güzeldir... sevdicektir...özlemdir....
--: bitmesini istemediğin tadına doyamadığın sıcakların en sıcağı olan ama her zaman sonu olan bir andır. sigaranın dumanında bulanıklaşan dusuncelerle mutlu bir sekilde uykuya daldığın andır.
++: mutlu... huzurlu... sadece o an o koku o duyu
kalp atışları kulağında kalan son ses, o anın tadı zihninde kalan son tattır...
işte tamda budur aradığım...
--: en küçük sıradan bir andan zevk almaktır... sevdiceğe sarılmak kokusunu sıcaklığını duyarak uyuyakalmaktır...
onunla her andan zevk almaktır hayatı hep en uçlarda yaşamaktır.
aradığım ksursuz bir rüyaya çevirmektir yaşamı.
o uyanmasın diye nefes almamaktır...

6 Kasım 2009 Cuma

.

bir zamanlar aklıma gelmiştir benimde bir blogum olsa da yazsam diye ama hiç yeltenmemiştim buna. okur okur geçerdim insanların bloglarını. gerçi o zamanlar çok da ilgili olduğumu söyleyemem ama olsun. evet şimdi benimde bir blogum var...